Prof. Halis Biçer’le Ses Getiricek Grafik Tasarım Söyleşisi

0
1046
Prof. Halis Biçer'le Ses Getiricek Grafik Tasarım Söyleşisi

Faruk Çağla : Sayın Hocam sizin Köy Enstitüsü geleneğinden gelen ender eğitimcilerden olduğunuzu biliyoruz. Köy Enstitüsü geleneğinin sizin gençlik yıllarınızdaki eğitiminize ve genelde ülkenin güzel sanatlar eğitimine ne gibi katkıları oldu? Köy Enstitülerinin kapatılması Türkiye’yi ve sizden sonraki nesilleri nasıl etkiledi?

prof-halis-bicerle-ses-getiricek-grafik-tasarim-soylesisi-1Halis Biçer : Köy Enstitüleri halkın % 60’ı köylerde oturduğu sıralarda eğitimci, sağlıkçı yetiştirerek; bu eğitimciler donanımlı olarak köylerde görevlendiriliyordu. Yatılı okuyan bu öğrencilerin % 75’i köy çocuklarından % 25’i de kentlerden alınıyordu. Okullara alınan öğrenciler ilk sınıflarda yetenekli olup olmadıkları saptanarak yönlendiriliyordu. Resim, müzik ve spor dallarında mezun oluncaya kadar ek eğitim programları uygulanıyordu. Haftada her sınıfta 3 saat resim, 2 saat yazı ve 3 saat da İş-Teknik dersleri vardı. Bunun dışında yatılı öğrencilerden yetenekli olanlar Resim Atölyelerinde, İş-Teknik Atölyelerinde çalışırlardı. Müzik çalışmalarını yapmak isteyenler de, müzik salonu ve küçük odalarda; keman, piyano ve flüt çalışırlar, müzik öğretmenlerinin öncülüğünde koro çalışmaları yapılırdı. Ayrıca saz, bağlama gibi halk müziği ile meşgul olanlara da dersler verilirdi. Aşık Veysel bile Hasanoğlan Köy Enstitüsünde “saz öğretmenliği” yapmıştır. Türkiye’nin 22 yerinde faaliyette olan Köy Enstitüleri aynı programları uyguluyorlardı. Ayrıca kitap okuma ve yayınları izleme-okuma için kütüphaneler sürekli açıktı. Orta 1 (12 yaş) okuduğum kitap sayısı 50 idi. Diğer 5 yıldakileri saymadım. 5. Yılda okul sergi salonunda 60 adet resimden oluşan bir sergi açtım ve açılan bir yarışmada 1.lik ödülü aldım.

prof-halis-bicerle-ses-getiricek-grafik-tasarim-soylesisi-3•Resim ve grafik sanatlara, yazı-çiziye merakınız nasıl başladı? Üniversite eğitiminiz nasıldı? O günlerde grafik sanatına ve sanatçılarına ilgi ve ihtiyaç nasıldı? Bugün nasıl?

-12 yaşımdan başlayarak sürekli resim çalışmaları yapıyordum. Köy Enstitüsünde bilinçli olarak verilen “Sanat Eğitimi” sayesinde; Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Eğitimi Bölümüne takılmadan girdim. 3 yıl eğitim aldıktan sonra Resim-İş öğretmeni oldum. O zaman üniversiteye gitme hakkımız yoktu.
Grafik Sanatı ile ilgili çok az ve ilkel diyebileceğim bir eğitim aldık. Haftada 4 saat Grafik, 2 saat Fotoğraf dersi vardı. Tüm ağırlık Resim derslerinde idi. Bir de yazı dersi vardı. Onun dışında kendi kendimi geliştirdim.
Sanat olayı bireysel bir olaydır. Eğitim aldığınız kişi ancak sizi motive eder, o kadar. Grafik tasarımcılığı diye bir meslek yoktu diyebilirim. Ancak bazı kişiler bazı işleri yaparak öne çıkardı. “Yazı” yazanlar (hat sanatçısı gibi) birçok işi yaparlardı. Tabela işi yapanlar vardı, onlar da “alaylı” oldukları için yaptıkları işler çok “ilkel” idi bence.

•Sayın Hocam, 1975-1980 yılları arasında Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulunda grafik, desen ve yazı hocamız olarak bize dersler verdiniz. 1980 öncesi yıllarda öğrencilerin, okula girerken gözetilen yetenek durumları, okulda okurken başarı durumları ve okuldan mezun olduktan sonra piyasa hakimiyeti, iş bulma olanakları nasıldı?

prof-halis-bicerle-ses-getiricek-grafik-tasarim-soylesisi-4-1980 öncesinde Türkiye’nin en yetenekli öğrencileri okula (Tatbiki’ye) giriyorlardı. Çok başarılı idiler. Tabii ki çoğunluk, arada duruma ayak uyduramayan, tembel, diploma almayı amaçlayan kişiler de vardı. Bu anlayışla hareket edenler yok olup gitmişlerdir. Yine başarılı diye nitelendirdiğimiz kişiler piyasada da aranan ve maddi açıdan tatmin edici ücretler alan çok kişiyi tanıdım. Bizim asistan ya da hoca olarak aldığımız maaşın 2 hatta 3 katını alan mezunlarımız vardı. Bazıları da kendi işyerlerini açmışlardı.

•Bu günkü öğrenciler ve bu günün eğitim koşulları nasıl? Eski Tatbiki ruhunun temelini oluşturan Bauhaus anlayışını biraz anlatır mısınız? Bugün bu anlayışta eğitim yapılıyor mu, yapılmalı mı?

-Bu günkü ortamda eğitimin eskisi gibi olmadığını üzülerek görüyorum. Üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültelerinin sayısının hızla artması, hoca sayısının yeterli olmadığını biliyoruz. Eğitimcinin eğitimi çok önemli. Eski Tatbiki ruhu, o zamanın eğitimcilerinin ciddiyeti, görev anlayışları şimdilerde görülmüyor. Yeteneği olmayan öğrencilerin Vakıf Üniversitelerine alınmasını doğru bulmuyorum. Matematik bilmeyen bir öğrenci nasıl mühendis olamazsa; yeteneği olmayan güzel sanatlar öğrencisi de “Tasarımcı” ya da “Sanatçı” olamaz. Bauhaus anlayışı tarih oldu. Tatbiki döneminde uygulandı, şimdi yok. Şimdi kitap okuyanlar yok, “telefon okuyucuları” var.

prof-halis-bicerle-ses-getiricek-grafik-tasarim-soylesisi-5•Günümüzdeki grafik eğitiminin ve öğrencilerin başarılı olması için neler yapılabilir Değerli Hocam?

– Günümüzdeki grafik eğitiminin başarılı olabilmesi için;
1) Yetenek sınavları ciddi yapılmalı
2) Sanat dallarında görev alanlar iyi seçilmeli,
3) Öğrencilerin sanat derslerini, ya da tasarım derslerini “ders” olarak görmeleri engellenmeli.
4) Doğal olarak ortaöğretimde “Sanat Eğitimi” dersleri yeniden etkinleştirilmeli.
Bunların birer hayal olduğunu da biliyorum, üzgünüm.
Devlet Üniversitelerine yetenekli öğrenciler güya alınıyor. Ama açtıkları sergilerden anlıyorum ki oralarda da ciddiyet görmüyorum. Bazı kurumlar dışında çoğunluk böyle.

•Üniversitelerin grafik bölümlerinde görev yapacak kişilerden hoca olabilmeleri için ALES sınavını vermeleri koşulu isteniyor. Sanat fakültelerinde akademisyen olacak sanatçı kimliğine sahip kişilerin diğer fakültelerden, örneğin mühendislik veya hukuktan daha farklı koşullarda değerlendirilmesi ve sanat disiplin dallarının kendine has yeteneğe ve beceriye dayanan sınavlarla yapılandırılması gerekmiyor mu?

– Üniversitelerin grafik bölümlerinde görev olacakların ALES sınavından belli puan almaları isteniyor da öğrencilerin “yetenekli” olması istenmiyor. Tam bir çelişki. Sanat dallarını, Bilim dalları ile karıştırıyorlar. YÖK oldu “YOK”. Hiç olmazsa öğrencilerin de yüksek puan alanları Güzel Sanatlar Fakültelerine alınması sağlansa… En düşük puanı alan da üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesine girebiliyor. Yani “Sanat” o kadar önemli bir şey değil. Yakında “Açıköğretim” gibi “Online Sanat Eğitimi” vermeye kalkarlarsa şaşırmayalım.

•Değerli Hocam; Grafik Bölümünde yüksek lisans yapacak öğrencilerde Grafik Lisans Eğitimini yapma şartı aranmıyor. Bir mühendis, bir ekonomist veya hukukçu 4 yıl kendi branşında lisans yaptıktan sonra grafikte yüksek lisans yapabiliyor ve ALES’i de verirse Grafik Bölümlerinde ders verme hakkını elde ediyor. Bunun grafiker yetiştirme üzerine etkisi nasıldır? Ayrıca yabancı dili de kuvvetli bir okuldan çıkmışsa YDS notunun da yüksek olmasıyla Grafikte Lisansı olmasa bile Grafik bölümünde doktora yapabiliyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yakın gelecekte sular seller gibi yabancı dil konuşan, fakat piyasa tecrübesi olmayan grafik hocaları artabilir mi? Grafikte lisans yapanlara öncelik ve ayrıcalık tanınmalı mı?

prof-halis-bicerle-ses-getiricek-grafik-tasarim-soylesisi-7-Tıp Fakültesi’nde eğitim almayan birisi nasıl tıp dallarında Yüksek Lisans ya da Doktora (İhtisas) yapamıyorsa; Grafik Eğitimi almayan birisi de Sanatla Yeterlilik veya Yüksek Lisans yapamaması gerekir. Yabancı dil bilmek araştırma yapmak ya da yurtdışında eğitim için önemli. Meslekte üstün başarı + yabancı dil tamam. Önce uluslararası dil olan “Sanat Dilini” tam bilmek gerekiyor. Sanat dilini tüm insanlar anlar. Ayrıca piyasa deneyimi öğretim elemanları için çok önemli, öğrenciler için de staj önemli ama, dikkate alınmıyor. Öğrencilerin bir çoğuna bazı işyerlerinden; devam etmeden de belge veriliyor.

•Hocam, sanatta yeterlilik sınavları nasıl olmalı, bu günkü haliyle olması gereken noktada ve amaca hizmet eder nitelikte midir?

-Sanatta yeterlilik sınavları: Adayın portfolyosu, yaptıkları sanatsal çalışmalar ve yayınları esas alınarak değerlendirilmeli. Yabancı dil sınavını geçmesi de zaten kural olarak var. Şu anda jurilerin insafına bırakılıyor sanırım.

• Sizinle 5 yıl önceki sohbetimizde, hatırlarsanız; piyasa tecrübesine sahip çok az Grafik Doçentinin olduğunu, bu konuda sıkıntıların olduğunu söylemiştiniz değerli hocam. Geçen 5 yılda olumlu değişiklikler oldu mu? Grafikte lisans yapanlara öncelik ve ayrıcalık tanınarak akademik hayatta ilerlemeleri sağlanırsa, bu grafik doçenti sıkıntısı aşılabilir mi?

-Şu anda Doçentlik düzeyinde sıkıntı var. Emeklilikte Devlet Üniversiteleri ile Vakıf Üniversitelerinde çalışan öğretim üyeleri arasında farklılıklar var. O yüzden Doçentler Devlet Üniversitelerinden emekli olacak şekilde kendilerini ayarlıyorlar. Emekli Profesör olduktan sonra da vakıfta çalışmak avantaj oluyor. Emekli maaşı+Vakıf’tan alınan maaş.

•Düz öğretim görevlisi niteliğinde Hoca arayan okulların ilanlarında; lisans mezuniyet notu, ALES notu aranmakta ayrıca ya yüksek lisans veya en az 2 yıllık piyasa tecrübesi aranmakta olduğunu görüyoruz, Halis Hocam. Sizce 2 yıllık piyasa tecrübesi hocalık için yeterli midir? Piyasada 10 yıllık, 15 yıllık tecrübeye sahip usta grafik tasarımcıların okullarımıza hoca olarak kazandırılması gerekli midir? Gerekliyse bunun için ne yapılmalıdır?

prof-halis-bicerle-ses-getiricek-grafik-tasarim-soylesisi-6-En az 2 yıllık deneyim istenmesi bir kural olabilir. Ama o zaman içinde yapılanlar önemli bence, bir de bu durum kişiye göre değişir. 10-15 yıllık deneyim 180 üniversitenin olduğu ülkemizde uygulanırlığı yok diye düşünüyorum. 10-15 yıl piyasa deneyimi olanların yaptıklarının değerlendirilerek öğretim görevliliğine atanmaları bir yol olabilir.

•Hocam siz hocaların hocası olarak, yılların duayen eğitimcisi olarak; bir grafik hocasında ne gibi özelliklerin olmasını istersiniz?

– Bir Grafik Tasarımı Öğretim elemanında şu özellikler mutlaka olmalı:
1) Bildiklerini öğretebilen yani iyi bir eğitimci,
2) Branşında deneyimli ve üretken,
3) Yenilikçi, ilerici,
4) Çocukları ya da gençleri ayırım gözetmeksizin seven,
5) Sabırlı, sevgi dolu,
6) Espirili ve çok okuyan, çağdaş düşünceler taşıyan biri olmalı.

•Grafik tasarım nasıl bir sanattır, diğer kendisine yakın veya komşu sanatlarla farkı nedir? Grafik tasarımcılık nasıl bir meslektir? Desen çizmeden, resim yapmadan grafikerlik olur mu? Ya da bir grafiker iyi bir ressam olmalı mı? Ressamlıkla grafikerlik aynı şey midir?

– Grafik tasarımı: Çağdaş yani çağımızın en etkin ve uygulanabilen bir sanat dalıdır. Her dalın kendi özellikleri vardır. Ama sonuçta “yeni biçimler yaratma” çabası hepsinde de vardır. Görsel Algı yetisi olmayan birisi başarılı bir tasarımcı olamaz. Bu yetiyi de resim çizdirerek, yeni biçimler çizdirerek anlayabiliriz. Resim çizmesini bilmeyen yeni biçimler üretemez. Grafik için de bu geçerlidir. Ressamlıkla grafikerlik tabii ki aynı değildir. Yani resmi tablo yapmak için kullanıyorsanız o biraz farklı bir şey. Ama Grafik için resmi kullanıyorsanız. O illüstrasyondur, serbest grafiktir, amblemdir, logodur, kaligrafidir. En yakın örnek benim sevgili Faruk. Tablo, logo, kaligrafi, tipografi, ambalaj tasarımı ve benzeri bir çok şey yaptım. Eğer onlarda bir kalite varsa “Resim” sayesindedir.

•Sayın Hocam eskiden grafik tasarım el ile yapılırdı, bilgisayarlı dijital grafik tasarım yoktu. Bildiğiniz gibi benim öğrencilik zamanımda da yoktu. 90’lı yıllarda bilgisayarlı grafik tasarım başladı. Acaba “tüfek icad oldu, mertlik bozuldu” sözündeki gibi, “bilgisayar icat oldu, grafikerlik bozuldu” denilebilir mi? Bilgisayar; grafik tasarıma ne getirdi, ne götürdü sayın hocam?

-Bilgisayar icat oldu, mertlik bozulmadı Grafik Tasarım uygulamalarını realize etmek kolaylaştı. Bilgisayar gelişmiş bir alet. O kendi kendine tasarım yapamaz. O’nun önündeki kişi “Grafiker” önemlidir. Bu arada bazı çalışmaları bilgisayarla yapamazsınız. Örneğin; kaligrafi, illüstrasyonun bazı türleri, sulu boya tadı veren, fırça izlerinin diriliğini güzelliğini bilgisayarla yapamazsınız. Bazı kişiler bilgisayar programlarını bildiği için Grafiker sanıyorlar kendilerini. Hayır olamaz.

•Dershane grafikerliği ve tasarım bilmeden bilgisayar kullanan grafikerler için neler söylersiniz? Grafik Tasarım Kursları’nın adı; Grafik Tasarımı PROGRAMLARI kursları olmalı mı? Dershaneler veya meslek edindirme kurslarında grafiker yetiştirildiği iddiasına karşı, Üniversitelerin grafik bölümleri üzerine düşeni yapıyorlar mı?

-Dershanelerde, Kurslarda program öğrettiğiniz kişiler sonra kendilerini grafiker sanıyorlar. Bu tür kurslar eğitim alan kişilere ancak verilebilmeli. Cahil insana ne bilimi kısa sürede öğretebilirsiniz, ne de sanatı. Eski tarihlerde “Meslek Edindirme Kursu” biz de açtık. Ancak biz o kurslarda pikaj, montaj ve benzeri şeyleri öğretiyorduk. Yani “Yardımcı Grafiker” diyerek, tasarımcı grafikerin el tutan işlerini onlara yaptırıyorduk.

prof-halis-bicerle-ses-getiricek-grafik-tasarim-soylesisi-7•Öğrencilere ne tavsiye edersiniz? Piyasa koşullarında ne yapmalılar? Alaylı grafiker rakipleri konusunda onlara tavsiyeleriniz var mı?

– Alaylı grafikerlikle mücadele öneriyorum. En tehlikeli kişiler onlar grafik tasarımcısı için. Kaliteyi bozuyorlar, fiyatı düşürüyorlar. Halkta güvensizlik yaratıyorlar. Yanlış imaj oluşturuyorlar.

•Grafikerler, seslerini yeterince duyuracak, piyasayı belirleyip düzenleyecek, akademik dünyada etkili ve yetkili sivil toplum kuruluşlarına ve meslek örgütlerine sahip mi? Birlik ve beraberlik içinde hareket edebiliyorlar mı? Bu konuda grafikerlere ne tavsiye edersiniz?

-Örgütlenme her topluluk için çok önemlidir. Örgüt yöneticilerine çok iş düşüyor. Ben de bir yıl Grafikerler Meslek Kuruluşu Başkanlığı yaptım. Özverili kişilerden oluşan yöneticiler görev almalı. 1. Grafik Ürünler Sergisi’ni biz başlatmıştık. Sanırım devam ediyor. 34. süne sıra geldi. Grafikerler böyle kuruluşlara üye olmalı. Yalnızca zarara uğradıkları zaman akla gelmemeli. Bu konuda hukukçulardan yararlanmalı.

•Sayın Hocam; genellikle karşımıza iki tür grafik sanatı realitesi çıkıyor; biri reklam ve iletişim tasarımı grafiği, ki buna piyasa işleri diyerek küçümseyenler var. Bu daha çok Bauhaus stili işler ve toplumun-endüstrinin ve sanayicinin ihtiyaçlarına yönelik tasarımları içeriyor. Bunda belli kurallar ve disiplinler var. Sipariş temelindeki özgün arayışlarla gelişiyor. Diğeri ise deneysel grafik sanatı olarak daha özgür ve daha kişisel üretimlere dayanıyor. Müşterinin siparişi temeline dayanmayan, grafik sanatçısının kendi kendine verdiği sipariş üzerine daha özgür koşullarda ve sanatçının kimseye hesap vermeyeceği alanlarda gelişiyor. Bunlar üzerindeki görüşleriniz nelerdir? Deneysel grafiğin, reklam grafiğini besleyen ve geliştiren bir etkisi var mı?

-Piyasa koşullarını tam değerlendiremiyorum. 1999’dan beri piyasa ile ilgili konuları ancak basından izliyorum. Yanlış şeyler söylemek istemiyorum. Sizler bu konularda daha gerçekçi değerlendirmeler yapabilirsiniz. Yalnız müşteri ya da işverenlerin eğitim düzeyleri ve dünyada bu konuda olup bitenleri izleyip değerlendirebilenleri sonucu etkiliyor. Yurtdışına kurum kimliği siparişleri verenler, oralarda bu işin daha iyi yapılacağını inanmışlar. Milyon dolarlar veriyorlar. Oysa ülkemizdeki “Grafik Tasarım” düzeyinin pek dışarıdakilerden farkı yok. Bunu anlatabilmemiz gerekiyor. Bir de bu arada “Diplomalı cahiller” yetişmesin diye çaba harcamamız gerekiyor. Olumlu gelişmeleri baltalayanlar var maalesef. Köşe başlarını kapan cahil siyasiler yetkilerini kötüye kullanıp istedikleri tasarım uygulamalarını yaptırıyorlar. Örneğin birçok il ve belediye amblem ve logoları gibi.

•Hocam, 50 yılı aşkın sanat ve hocalık hayatınızda unutamadığınız, çok ilginç diye nitelediğiniz, yahut sizi çok etkileyen bir veya iki anınızı bizimle paylaşır mısınız?

-O kadar çok anım var ki hangisini anlatsam. Anılarım hep eğitimsiz müşterilerle ilgili, para ödeme safhasında kıvırmalar gibi. Yapmamı istedikleri ilkel önerilerle ilgili anılar. Anlatmasam daha iyi olur. Keyfimiz kaçabilir. O yüzden beni bağışla sevgili Faruk.

prof-halis-bicerle-ses-getiricek-grafik-tasarim-soylesisi-10•Değerli Hocam, yaşınız 75 civarı ve hocalığa devam ediyorsunuz. Daha uzun yıllar hep birlikte olmayı can-ı gönülden diliyorum. Halen bıkmadan, yorulmadan hocalık yapıyorsunuz. Bu çalışma aşkı, bu öğretmek tutkusu nereden geliyor? Bu; nasıl bir duygu hocam?

-Hâlâ çalışmaya devam etmek gibi bir soru. Daha dinç kalabilmek, birikimleri yeni kuşaklara aktarabilmek… Gençlerle birlikte, gençliği hissetmek. Meslek eğitiminde deneyim çok önemli. Bu çabaları gösterirken etrafımdaki meslektaşlarımı da gözlüyorum. Bazen üzülüyorum. Ama her şeye karşın yenilikçi tavırlar, öğütler, örneklemeler, usta-çırak ilişkisini ortaya koymak beni mutlu ediyor. 50 yılın üzerinde yüzlerce kişi üzerinde izler bıraktığımı aldığım mesajlardan anlıyorum. Ben normal görevimi yaptım sanıyordum. Öyle değilmiş, böyle söylüyorlar. Bir anı: 1982 Grafikerler Meslek Kuruluşu Toplantısı. Yer The Marmara Oteli, Toplantı öncesi UESYO’dan derslerine girdiğim bir mezun grafiker, “Hocam Arkadaşlar sizinle görüşmek istiyorlar, biraz gelir misiniz?” dedi. Hepsi GMK’ya üye olmuşlar kimi bir yere girmiş, kimi işyeri açmış. İçlerinden biri “Hocam, bize derse geldiğiniz zaman zorla oturtuyordunuz. Dışarıda işimiz gücümüz olduğu için; Size çok kızıyorduk. Şimdi ise sizin öğrettiklerinizden para kazanıyoruz. Size teşekkür ediyoruz, sağolun.” Çünkü o sıralarda Akademi’de pek ciddi ciddi derse girilmez, hem hocalar, hem de öğrenciler işlerine bakarlardı. Ben de tatbikideki gibi ders yapıyordum. Epey rahatsızlık yaratmışım. Onu anladım.

•Sizi yorduk, zahmet edip, bizi kırmayarak çok değerli cevaplar verdiniz. Bizi ihya ettiniz, sağ olunuz, var olunuz. Çok teşekkür eder, uzun ömürler diler, en derin saygılarımı, hürmetlerimi sunarım.

-Bana meslek yaşamımda yaşadıklarımı, düşüncelerimi aktarma fırsatı verdiğin için ben teşekkür ederim. Sevgilerimle ve başarı dileklerimle.

Röportaj Faruk Çağla Tarafından Yapılmıştır.

İlk sen yorum yap!

Cevap ver