Ahmet H. Yıldırım: Tekin Öztekin kimdir?

Tekin Öztekin: Merhabalar, ben Tekin Öztekin. Liseyi Robert Kolej’de okudum. Koç Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Finans, otomotiv, lojistik gibi farklı sektörlerde stajlar yaptım. Üniversite son sınıfta da hem liseden hem de üniversiteden arkadaşlarım olan Eray Erdoğan ve Furkan Taşel ile Lala Eğitim adında eğitim teknoloji girişimi kurduk.

AHY: Lala nedir? Hedefleriniz nelerdir?

TÖ: Lala, üniversite öğrencilerinin performanslarını kendilerinin, öğretmenlerinin, velilerinin ve kurumlarının takip edebileceği mobil ve web tabanlı bir platformdur. Asıl hedefimiz üniversite öğrencileriyle de kalmayıp daha alt seviyelere inerek, bu öğrencilerin hem akademik hem de akademik olmayan özelliklerini ölçüp raporlayarak, onlara hangi alanlarda daha başarılı olduklarını sunmak ve aslında hangi alanlara daha yatkınlar bunları göstermek, bu sayede onların daha mutlu bir geleceğini hazırlamada yardımcı olmak.

AHY: Görevleriniz nelerdir? Yakın arkadaş olmanızın kararlarınıza etkisi nelerdir?

TÖ: Ben operasyon, tasarım ve finanstan sorumluyum. Eray iş geliştirme, satış pazarlama, Furkan ise yazılım ve hukuk tarafına bakıyor. Yakın arkadaş olmamızın en büyük getirisi aslında liderliği paylaşabilmemiz. Üçümüz de farklı alanlarda daha yetkin olduğumuzun farkındayız. Doğal olarak ortaya bir sorun geldiğinde, tabii ki de herkes fikirlerini paylaşıyor, yapıcı bir tartışma ortamı oluyor ama tabii ki de kimin o alanda yetkinliği daha fazla ise onun sözü daha ağır basıyor ve bu şekilde de daha doğru kararlar alarak yolumuza devam ediyoruz.

AHY: Bugüne kadar yaptığınız hatalar nelerdir?

TÖ: İlk hatamız öğrencilerden para almaya çalışmak oldu. Uygulamayı piremium model olarak kurgulamıştık. Öğrencilerin bütün özelliklere ulaşmaları için tek yapmaları gereken bir yemek, sinema kadar cüzi bir ücreti sisteme ödemeleriydi fakat öğrencilerin ödeme ile ilgili hiçbir bilgileri yok. Hiç birinin kredi kartı yok, EFT ve havale yapmayı bilmiyorlar dolayısıyla da çok az ücretli kullanıcıya ulaşabildik. Biz de dedik ki herhalde problem
ödeme kısmında, bunu bizim çözmemiz gerekiyor. 15.000 tane kart bastırdık. Bunları kırtasiyelere dağıttık tabii ki de buradan da bir geri dönüş olmadı. Çok az sayıda kullanıcı satın aldı. Sonra gördük ki problem aslında uygulama üzerinden ödeme ile ilgili değil, öğrencinin cebinden para çıkarmak çok zor. Biz de bunun yerine öğrenciye ulaşmaya çalışan markalar ve üniversiteler ile iş birliği yapmaya başladık. Şimdi buradan yaptığımız
çalışmalardan da çok güzel geri dönüşler alıyoruz.

AHY: Aldığınız yatırımı ne için kullanıyorsunuz?

TÖ: Yatırımın büyük çoğunluğunu ürüne, ürünü geliştirmeye harcıyoruz. Lala’ya yeni özellikler ekliyoruz. Hatta yakın zamanda Lala’ya deneme modülü gelecek ve bu sayede öğrencilerin deneme performanslarını da ölçebileceğiz ve raporlayabileceğiz. Ayrıca ikinci bir ürün olarak Luna’yı çıkarttık.

AHY: Luna nedir?

TÖ: Luna eğitim veren kurumların, liselerin, özel öğretmenlerin kendi logolarını da koyarak adeta kendi uygulamalarıymış gibi gösterecekleri, öğrencilerilerini takip edebilecekleri bunu öğretmene ve veliye raporlayabilecekleri bir mobil uygulamadır. Luna sayesinde öğretmenler öğrencilere ödev verip takibini yapabiliyor. Veliler öğrencilerin nerelerde başarılı olduklarını görüp ödevlerini yapıp yapmadıklarını görebiliyorlar. Aynı şekilde kurum yöneticileri de hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin performanslarını takip ederlerken öğrenciye, öğretmene ve veliye de uygulama içerisinden bildirim atarak onlara ulaşabiliyorlar.

AHY: Genç yaşta şirket kurmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?

TÖ: En büyük avantajı deneyim. Bir şirketi kurup, yönetirken ilginiz olan olmayan A’dan Z’ye bütün işlere dokunmak durumunda kalıyorsunuz ve bu işler ile ilgili bilgi birikiminiz olmaya başlıyor. Farklı insanlar ile tanışıyorsunuz, enteresan iş birlikleri ortaya çıkıyor onun dışında ürün geliştiriyorsunuz ve bu ürünü kullanıcıya sunuyorsunuz, geri bildirimler alıyorsunuz aynı zamanda ürünü geliştirirken yatırım almaya çalışıyorsunuz. Doğal olarak
inanılmaz bir tecrübe sağlıyor size bunlar. Dezavantajlara gelecek olursak, deneyimsizliği söyleyebilirim. Örneğin hukuk, muhasebe gibi kısımlarda özellikle en başlarda çok zorlandık çünkü kimsenin bir bilgi birikimi yoktu. Tabii ki de süreç içerisinde bunları da öğrenmek durumunda kaldık. Bir de yine en başta takıldığımız noktalardan biri şuydu markalara, kurumlara gittiğimizde genelde karşılarında yaşça daha büyük şirket sahibi bekliyorlardı bu da tabii ki de bir ön yargı oluşmasına sebep oluyordu bizim de bu ön yargıyı kırmamız gerekiyordu. Ama bütün dezavantajlarına rağmen bu genç yaşta inanılmaz bir deneyim ve tecrübe kazandırıyor.

AHY: Genç girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir?

TÖ: Öğrenmeye ve kendilerini devamlı geliştirmeye çok önem versinler, olabildiğince okusunlar, araştırsınlar, bilgi edinsinler ama bu sırada uygulama kısmını asla göz ardı etmesinler. Çünkü orası bir girişimde çok çok önemli. Hatta şöyle çok sevdiğim bir söz var “ Okumayı çok seven entelektüel bir kişi felsefe hakkında yazılmış tüm
kitapları okuyor filozof oluyor. Matematik hakkında yazılmış bütün kitapları okuyor matematikçi oluyor ve sonrada yüzme hakkında yazılmış bütün kitapları okuyor ve boğuluyor.” Dolayısıyla genç girişimcilerde masa başında çok fazla zaman kaybetmeyip uygulama kısmına hızlıca adım atsınlar. Kendilerini yüzme bilmeden o suya atsınlar sonucunda kimse biraz su yutmadan biraz çırpınmadan yüzmeyi öğrenemiyor dolayısıyla hata yapmaktan, hayal etmekten ve başlamaktan asla çekinmesinler ve yola koyulsunlar.

Bu keyifli röportaj için Tekin Öztekin’e teşekkürler. 🙂 

Bir sonraki röportajımızı siz belirleyebilirsiniz bizlere yapacağınız geri dönüşler ile…

İlk sen yorum yap!

Cevap ver